31 Mayıs 2016 Salı

Hindistan bizi çağırıyor

Ne zaman çarşıya çıksam kitapçıların gezi ve seyahat kitapları bölümlerini ziyaret etmeden yapamam. Yeni bir kitap çıkmış mı diye mutlaka raflara göz atarım. Genelde raflardaki kitaplar hep aynıdır. Geçtiğimiz günlerde kitapçıya uğradığımda daha önce görmediğim yeni bir kitap görünce hemen kaptım. Kitabın giriş bölümünde şöyle diyordu yazar;
"..,doğuya yapılacak yolların kararları daha hızlı, daha plansız alınıyor sanki. Adeta zamanı gelince doğu seni çağırıyor." "...Hindistan'a bir gün gideceksen, o zaten seni kendine getireceği zamanı hayatta beklemediğin bir anda da olsa önüne atar"
Bizim de Hindistan'a gitmeye karar vermemiz aynen böyle oldu.

24 Nisan 2016 Pazar

Adı gibi şirin Şirince

İzmir'den Kuşadası'na giderken Selçuk İlçesinden iç kısımlara doğru bir yol ayrımı dikkat çeker. Kavşakta "Şirince" 8 km. levhası vardır. Baharda bu yol sizi yemyeşil çayırların arasından, mandalina ve zeytin ağaçlarının, üzüm bağlarının süslediği tepelerin yamaçlarından bir vadiye çıkarır. Vadiye doğru inen yolun sonunda şirin mi şirin bir köy gözünüze çarpar. Daha yamaçtan inerken beyaz boyalı, pencereleri ahşap çerçeveli evleri ile bu köy sizi büyüler. 

20 Nisan 2016 Çarşamba

Avusturya Alp Gölleri

Salzburg
Avusturya'nın tabiat olarak bence en güzel bölgelerinden biri Salzburg ve civarı. Almanya sınırının bitişiğinde Salzach nehri üzerinde kurulmuş bu şehir konumu ve bulunduğu coğrafya açısından görülmeye değer. Şehrin doğusunda bulunan "Salzkammergut" adı verilen bu yerde onlarca göl var. Bu göllerin bir kısmı Tuna nehri havzasında bulunuyor. Bir kısmı ise Avusturya Alpleri'nin içlerine doğru yayılmış, irili ufaklı Alp gölleri. Etraflarında çok güzel ve şirin yerleşim yerleri var. Geçtiğimiz yıllarda Avusturya'ya yaptığımız bir gezide Viyana'dan Salzburg'a gelmiş ve bir araba kiralayarak bu bölgeyi gezmiştik. 

15 Nisan 2016 Cuma

Seyahat Kararı

Her şey 2014 yazında Çanakkale’de başladı. Yaz günlerinin sonuna doğru sonbaharı karşılamaya hazırlanırken eşim Feride ile birlikte balkonda bir yandan son yıllarda yaptığımız seyahatleri anıyor, bir yandan da önümüzdeki yıllarda görmek istediğimiz ülkelerle ilgili seyahat programları üzerinde sohbet ediyorduk. Dünya çok büyüktü ve bizim de gerek zaman gerekse imkanlarımız doğrultusunda gezip görmek istediğimiz ne çok yer vardı . Geçtiğimiz bir yıl içinde iki torunumuz dünyaya gelmişti. Uzun sürecek bir seyahat planlamak ne kadar doğru olurdu. Sonuçta çocuklarımız ve torunlarımıza da zaman ayırmamız gerekiyordu. Diğer taraftan hayat bize hayallerimizi gerçekleştirmeyi, ertelemememiz gerektiğini 12 yıl önce öğretmişti. Ellili yaşlarda olan bizler acaba 10 yıl sonra bugünkü enerjimizi, yeni yerler keşfetme heyecanını kendimizde bulabilecekmiydik.

Seyahat Hazırlıkları



2014 yılının bir yaz akşamı Çanakkale'de kararını verdiğimiz Güney Amerika seyahati için sıra gezinin detaylarını hazırlamaya gelmişti.

Güney Amerika hakkında bugüne kadar bildiklerim çok sınırlı olduğundan detaylı bir araştırma yapmanın gerekli olduğunu düşünüyordum. Bu amaçla piyasada kıtayı dolaşan gezginlerin yazdığı kitapları araştırdım. Ne yazık ki bu konuda çok fazla kaynak bulamadım. Bulabildiklerim sadece Şeref Pınarcı ve Okan Okumuş’un “Latin Amerika” adlı kitapları oldu. Bu kitaplardan büyük ölçüde yararlandığımı söylemeliyim. Eylül ayında bu kitapları bitirdiğimde Güney Amerika artık benim için yabancı bir yer olmaktan çıkmıştı. Sıra gezi tarihi ve rotayı hazırlamaya gelmişti.

Buenos Aires

Seyahatlerde gece geç yatsanız bile sabah erkenden uyanmanız gerekir. Çünkü zaman kısıtlıdır ve bu kısıtlı zaman dilimine sığdıracak çok şey vardır. Uçağımız bir önceki akşam saat 22:30 da Buenos Aires’in Uluslararası Ezeize Havalimanına inmiş, pasaport kontrolü ve valizlerin alınmasını takiben bir taksi ile otele varışımız gece yarısını bulmuştu. Buna rağmen sabah uyandığımızda kendimizi dinlenmiş hissediyorduk. 

Otelimiz şehrin oldukça merkezi bir yerinde, Mayıs Meydanı ile Obelisk (dikilitaş) arasındaki Avenue Diagonal üzerinde idi.

Mayıs Meydanı'ndan Mayıs Bulvarı'na



Buenos Aires'deki ilk günümüzde şehir turunu tamamladıktan sonra kısa bir yürüyüş ile şehrin en çok ziyaret edilen mekanlarından biri olan "Plaza De Mayo" ya (Mayıs Meydanı) vardık. Meydan'ın ünü pembe rengi ve koloniyal mimarisi ile dikkat çeken "Casa Rosada" (Başkanlık Sarayı)'ndan geliyor. Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un 1945 yılında tutuklanmasının ardından eşi Eva Peron bu sarayın balkonundan 300 bin kişiye hitap ederek eşinin serbest bırakılmasını talep etmiş.